"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hayatım’ın Dönüm Noktası…

Uzun zamandır kişisel yazı yazmayan HBastepe, durumdan sıkılmış olacak ki bu kadar uzun bir yazıyı göndermiş bizlere. Kendisinden izin alarak resmi bloğunda yayınlamaya karar verdik. Okuyanlara 5 kavanoz balı sadece 100tl ye hediye ediyoruz. Sonuna kadar okuyanlara ise balın yanında polen de hediye!! 🙂

Haydi hiç vakit kaybetmeden arayın! Pardon okumaya başlayın. öhm. eheu eheu 🙂 
Şaka bir tarafa ama hakikaten uzun zamandır, bende eksiklik olmuştu bu kişisel yazı. Biraz içimi dökmek biraz rahatlamak benim de hakkım. Koskoca bir seneyi, kısa bir şekilde anlamaya çalıştım klavyemden geldiği kadar. 
Okuyup okumamak sizin kararınız. Ama bunu bir kişinin sonuna kadar okuyacağından eminim. 🙂 Bu yazı da O’na ithafen yazıldı. Şimdiden kolay gelsin. 🙂
Not: Bu yazı tamamen yaşanmış olaylardan derlenmiştir. Tamamiyle gerçekleri yansıtmaktadır.
Hani hayatın dönüm noktası derler ya, işte ben o noktayı bir sene öncesinden yakalamışım meğer. Bunu daha yeni anladım, çünkü hayatımın aşkı, dert ortağım ile yollarımızı birleştireli tam bir sene oldu neredeyse. 29 mart günü bir sene olacak. Geçen sene o gün ygs sınavı vardı bilmem hatırladınız mı? O gün başladı ama benim sınavımı olumsuz yönde etkiledi. O heyecan, o sevinç benim gereksiz olarak girdiğim sınavda barajı bile geçememe sebep oldu. Valla hiç pişman değilim; istemyerek girdiğim bir sınavdan istediğim bir puan almamı beklemedim. Hatırladığım kadarıyla ben o sınava, hayaller aleminde girdim. Sonucu hayal oldu. 🙂 2011 ygs hatırlayacağım tarih.
Bu hayatta mutlu, huzurlu olmaktan başka daha güzel bir şey olmadığına inanıyorum ben. Mutluluk hayata sarılamanı, vazgeçmemeni, dağa doğrusu yaşamanı sağlar. Huzur da bunun yarısıdır. Bunu ben sevgilimle hayatı paylaşmaya başladığım zaman anladım. Düşünsene beraber mutlu oluyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz, üzülüyoruz. Bunları en doğru kişiyle yaşamam beni hayata bağladı işte.
Sevgilimle konuşmaya başlamadan önce, çok aşırı monoton bir hayatım vardı. Aslında monoton bile denilemez. Yaptığım hiç bir işten zevk almıyordum. Okulda hiç bir şey beni mutlu etmiyordu. Arkadaşalarla yaptığımız şakalar, eğlendiğimiz olaylar kişiler falan hepsi sahte gülüşlerle geçip gidiyordu. Ev zaten başlı başına dert. Ben bütün bunları yaşıyorken, eve gittiğimde derdimi anlatıp rahatlayacağım kimse yoktu. Evde bile mutlu olamıyordum. Artık kendimi yapayalnız hissediyordum. Ne yapacağımı şaşırmış bir haldeydim.
Okul bittiği yaz ise çalışmam gerektiğinin farkına vardım vardım varmasına ama hiç bir şekilde çalışmayı istemiyordum. Çünkü çalışıp kazandığımla bile mutlu olamıyacağımın farkındaydım. Hoş şimdi çalışıyorum ama istediğim işte değil. Ama mutluyum. 
Farkettiniz mi bilmem ama konuşmaya başladığımız günden yaz mevsimine geldim. Zaman su gibi akıyor be. Efenim bu iki tarih arasında sevgilimle yaşadığımız bir olayı bile anlatmadım, çünkü aramızda dağlar, yollar, kilometreler vardı. Eh işte biraz uzak. 🙂 Maddi sıkıntılar yüzünden gidemiyordum Muğla’ya. Yaşadığım mutsuz hayat yüzünden derslerden bazıları(5) okul bitse de beni bırakmadı sağolsunlar. Koskocca bir yazı onları avutmakla geçirdim. 
Geldik eylül ayına… Bütün bu çektiğim sıkıntıları unutacağım yerin sevgilimin yanı olduğunu çok çok öncesinden biliyordum. Ama yakamı bırakmayan sorunlar, sevgilimle aramızda Everest dağı gibi koskoca özleme sebep oldu. 6 eylül günü bu özlem bitti. Ben Muğla Dalaman’daydım. 
Sevgilimi gördüğümde yaşadığım o heyecanı, hayaıtm boyunca yaşadığımı hatırlamıyorum. Herşeyin en güzelini hakeden aşkım karşımda duruyordu. Mutluluk diye bahsettiğim kavramı yaşıyordum. Öylesine mutlu öylesine heyecanlıydım ki, sevgilimle karşılaşınca ona sarılmayı bile unutuvermişim. 🙂 Mutluluk, huzur kavramının yanı sıra heyecan ve şaşkınlık sarmıştı her tarafımı. Yaşadıklarım sanki hayal gibi geliyordu bana. Korkmaya bile başlamıştım bu rüya biter diye. Ama gerçek yaşamı bulduğumu,şaşkınlığım geçtikten sonra anladım. Biraz önce anlattığım yaşadıklarımı ve herşeyi o an, o hafta unuttum herşeyi bıraktım. Sadece yaşadıklarımız vardı kafamda. Eskiye dair hiç bir şey yoktu aklımda. Yaşadıklarımızla hep mutlu olduk. Hiç üzülmedik. O koskoca özlemi yıkmak, sadece saniyeler alıyormuş meğer…
Sonrasında hayata bakış açım tamaiye değişti. Dört elle sarıldım yaşama. Artık bi hedefim bi amacım vardı benim. Önceden çalışmayı istemeyen ben, artık deli gibi iş aramaya başladım. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum ama hiç tanımadığım bir restorantta çalışmaya başladım ve kalacak yerimi bile akşam iş bitimnde gördüm. Yani herşeyi göze aldım ve çalışmaya başladım. Bunların hepsini hayatımı paylaştığım kişiyle bir ömür paylaşmak için yapıyordum. Çünkü  O’nu çok seviyordum(hâlâ). O’nun için herşeyi göze almıştım. Aslında kendim için de yapmıştım bunları. Sevdiğim, mutlu olduğum bir yaşam beni bekliyordu. Bunu kaybetmemek için her şeyi bir an önce bitirmek ve sevdiğimle deyim yerindeyse “Dünya evine girmek” istiyordum. 🙂 
O dönüm noktası nasıl değiştirdi beni. Artık herşeye olumlu bakıyorum. Mutsuz olduğum işte çalışsam bile şu an, beni anlayan biri var hayatımda. Beni anlayıp dinleyen, bana mutluluğu, huzurlu olmayı öğreten bir hayat arkadaşım var. Beni mutsuz eden olayları paylaşıp, çözüm yolu bulduğum kişi benim sevgilim. Hayattan zevk almamı sağlayan kişi ile, bir ömür paylaşacağımı ilk görüştüğümüz gün anlamıştım. Yüreği güzel olan o Kız’ın ahayat arkadaşım olacağına inanmıştım kesin olarak. 

“Aşk insanı hayata bağlıyor. Evlilik ise o hayatı ortak yaşamayı öğretiyor…”  H.BASTEPE

Biliyorum baya uzun oldu. Koskoca bir seneyi, SEVGİLİMle bıkmadan, usanmadan, vazgeçmeden yaşadığımız için, içimi dökmek istedim. Bir nevi hediye oldun “yüreği güzel” hayat arkadaşıma. 
SENİ ÇOK SEVİYORUM. 
Seni çok seviyorum, çünkü; Her sabah kalktığımda yaşamak için tek nedenim, sen varsın … 
Anlatamadığım daha bir sürü düşüncem var. 
Daha fazla uzatıp okuyucularımmı ve Sevgilimi kaçırmak istemiyorum. 🙂 
Sevgiler… 

Son alınan bilgiye göre Hamza BAŞTEPE hayata mutlu bir pencereden bakmayı öğrendi ve o güzel Dünya’sında yaşıyor. Ayrıca bu yazıyı sonuna kadar okuyanlara can-ı gönülden teşekkür ediyor.

Sağlıcakla kalın efenim…

Tek Yorum

  1. YAŞAR
    YAŞAR 15 Mart 2012

    OKUDUM SEVGİLİM ÇOK GÜZEL YAZMIŞSIN TEŞEKKÜR EDERİM 🙂 SENİ ÇOK SEVİYORUM…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir