"Enter"a basıp içeriğe geçin

Geçen Yıl 2014

Bu yıl aslında yaşadığım şehri(Afyon, Denizli), tam anlamıyla olmasa da gezmiş oldum. Güzel günler geçirdim. Bunları sırayla anlatmak istiyorum. Uzun bir yazı olacak. Ee koskoca bir yıl ve geriye kalan anılar..

Öncelikle çalışma ve eğitim hayatımdan biraz bahsetmek istiyorum. Sonrasında anılar.
2013 ün kış aylarına girerken Avea işine başlamıştım. Çok fazla kış olmadığı gibi işlerde de fazla zorluk olmadı. Gel gelelim benim bu işi yapmamam gerektiği konusunda hala fikrim aynıydı. Aynı sektör olan b firmasından ayrılmıştım bu yüzden. Fakat işsiz kalma korkusu yüzünden aynı işe sarılmış olarak buldum kendimi. Hayatımda almış olduğum yanlış kararlardan birisiydi. Yaklaşık 11 ay kadar çalışmak zorunda kaldım. Sonrasında ayrıldım ve yaşadığımı anladım.

Sıkıntısız, dertsiz, tasasız, “koala” gibi bir ay geçirdim. Umarsızca yaşıyordum. Aslında memnundum bu halimden. Ama geleceğimi düşünmem gerektiğinin de farkındaydım. Malumunuz sermaye olmadığı gibi manevi destekte yoktu. Olmasını beklemedim zaten. Ama sermayesiz nasıl iş kurulur fikirlerini araştırırken google da kaybolmuştum. O işler bana göre değildi. Yapamazdım. Derken ortağımla beraber onlarca fikir ürettik fakat az da olsa sermayeye dayalı fikirler.

Bunlardan en uygun olanı Ajans ve danışmanlık işi olarak belirledik ve Kasım 2014 te Active Group Ajans ve Danışmanlık şirketimizi kurduk.

Aöf işletme bölümüne üç yıldır hala devam etmekteyim. Bu yılda pek bir değişiklik olmadan kapattık aöfü. Artık önümüzdeki yıllara bakacağız.

Gelelim bir sene boyunca yaşadığım, gediğim, tozduğum, önemli ve önemsiz anılara..
Öncelikle hem işte hem gerçek hayatta arkadaşım olan Mücahit’le olan gezilerimizle başlayayım. Sonrasında Murat ve ailem ile koca bir yılı bitirdim. Özellikle her yaptığım işte yanımda olan benden desteklerini esirgemeyen, yüreği güzel sevgilime teşekkür ediyorum..

Akarçay. Afyonkarahisar’ın yeni gözdesi olmuştu. Şehrin içinden geçen bir kanal projesiydi. Aslında var olan bir kanal ıslah edilmişti. Çok ta güzel bir sosyal alan oluşturdular. Bizde bir bakalım dedik. Eğlenceli bir Pazar günü geçirdik ve baya bir yorulduk ama değdi.


İnli Kasabası. Afyon’un çay ilçesine bağlı, 80 km2 yüz ölçümüne ve 550 haneye sahip, şimdilerde nüfusundan dolayı köy olan şirin bir yerdir. Buraya sadece işim gereği geldiğim için pek gezme fırsatım olmadı. Yine iş için geldiğimiz bir gün, bu küçük kasabayı keşfedelim dedik. Aslında çok fazla bir şey aramıyorduk ve zaten bulduklarımız bize yetti arttı bile.

Öncelikle köyün girişinde bulunan kayalık mezarları gezdik. Yaşanmışlıklar bende garip bir his uyandırır. Tarihe olan merakım bu yüzden olsa gerek. Sonrasında köyün içerisinde bulunan küçük bir çiftlik tarzında, yapay oluşturulmuş içerisi balıklarla dolu bir gölet ve üzerine kurulmuş mütevazi bir restoran. Balıklar o kadar fazla ki bir yem attığınız da üst üste geliyorlar. Üstte kalanlar havasızlıktan ölecek raddeye gelebiliyorlar. O derece yani..


Yıprak. İş gereği malum Afyon’un her karış toprağını gezdik. Pek tarihini bilmesemde orda gördüklerim hatırlanmaya değer. Şuhut kasabasından, Balçıkhisar’a, dağların arasından uzun bir yolculuk sonrası ve dağların bitiminde sizi Yıprak belediyesi karşılamakta. Buranın da kaderi aynı.Köy olmuş durumda şimdilerde.


Erkmen ve Kent ormanı. Afyon’un gözdelerinden. Özellikle Erkmen kasabası Afyon’un belgradı desek yanlış olmaz. Yeşilliğin bol olmasından ötürü, villa, mansion, residence türü evlerin gerek site içerisinde gerek müstakil olarak görmek mümkün. Doğa severlerin tercih ettiği yerlerden biridir Afyon’da. Buraları bi gezelim görelim dedik, az da olsa bi kaç fotoğraf çektik.


Tema kazandım. Çağrı abi tarafından yayımlanan TemplateMonster dan bir tema kazandım. İlk olarak şansımın döndüğü zamandı.

Büyük taaruz şehitliği. Afyon-İzmir yolunun, Antalya yol ayrımında bulunan bir abide. Emin olun gittiğiniz zaman Çanakkale abidelerini aratmayacak kadar etkileyici inşa edilmiş bir yer.


Tazlar köyü. Sinanpaşa ilçesine bağlı, uç noktalarda bir köy. Dağların yamacında, asırlık çamların arasında mütevazi bir köy. O kadar mütevazi ki doğada duyabileceğiniz seslerin dışında başka ses duymanız neredeyse imkansız. Evlerin çoğu yazlık. Köy halkı ise o kadar candan, o kadar içe yakın ki anlatamam. Oraya gidip mesirelik alanda huzur bulabilirsiniz..

Mustafa Yıldızdoğan konseri. Arkadaşım sayesinde iştirak ettiğim konserdi. Mustafa Yıldızdoğan’ın şarkılarıyla oluşan atmosferde insan bir hoş oluyor. Gaza gelen gençler konser bitiminde, kurtlar vadisi konseptinde çatışma çıkarmasalar daha iyi olabilir..
konser
Uşak gezmesi. Sevgilimle gün boyu gezdiğimiz, kağıt helva yediğimiz, müzesini ve çarşısını gezdiğimiz ve hayatımın anlamı ile yaşadığım en güzel, keyifli ve mutlu günlerden biriydi..


İlk kule deneyimi. Benim değil iş sayesinde tanıştığım sevgili dostumun. Çok eğlenceli bir gündü. Aslında onla beraber hep eğlenceli günler geçirdik bu işte. Sonrasında ben ayrıldım ve eğlenceye biraz ara vermiş olduk. Kule dediğim gsm operatörlerinin, baz istasyonlarının bulunduğu 40 ila 100 mt arası değişen kuleler. Dört ayak üzerine kurulmuş bu kuleler yükseklik korkusu olanların korkulu rüyası olabiliyor. Ama alıştığınız zaman eğlenceli bir hal alıyor. Bazen fotoğraf çekmek için çok ideal bir yer oluyorlar.
kule

Çukurca köyü. Sandıklı ilçesi Karadirek mezrasına bağlı, dapların arasına kurulmuş bir köy. O kadar güzel bir manzarası var ki görülmeye değer. Hatta karavan ile gelip kafa dinlemek için eşsiz bir ortam. Karadeniz’i andıran bir yer. Hatta öyle bir yer ki, bir gün boyunca 4 mevsim yaşadık diyebilirim. Önce yağmur, sonra dolu ardından kar yağdı ve bular olup bittikten sonra güneşin açmasıyla ortalıkta bir şey kalmadı. Biz bir süre şaşkınlığımızı atamadık. Ama köy halkı halinden memnundu. Görülmesi gereken yerlerden..


Yol manzaraları. Gezerken, işe giderken gözüme hoş gelen manzaralar..

Nisan Bakımları. Gideceğim yerin aileme yakın olmasından dolayı, iş dönüşü ailemin yanında kaldığım bir anım. 4 gün kadar sürdü ve hem ailemi görmemin verdiği mutluluk hem de sevgilimle olan anılarımız unutulması mümkün olmayan güzel günlerdi.

İlk balık tecrübemiz. Adından da anlaşılacağı gibi ilk balık tecrübemiz ama benim için. Arkadaşımın engin İzmir tecrübelerine dayanarak yaklaşık 15 kg kadar levrekle tecrübe etme şansım oldu. Her balıkta yaşadığım heyecan aynıydı. Bu kadar zevkli olur. Zaten insanın doğasında var avlanmak. Avın en iyisi avlakta yenilendir sözünü de tutalım dedik. Fakat ateş kömür gibi ihtiyaçlardan dolayı, Kendimizi hıdırlıkta afiyetle balık yerken bulduk.


Mustafa ile Antalya. Sayısız Antalya’ya gittim fakat hiç doğru dürüst gezemedim. Burayı yazmamdaki amaç bu sene yaşadıklarımı bi yerde toplamak olduğu için bu detayı atlamayayım dedim. Arabayla gezerek gittiğimiz aslında çok ta eğlenceli olmayan bir anı. Ama Mustafa’yı severim..

antalya

İsmet Ağabey ile tanışma. Hayatımda tanıştığım muhteşem insanlardan birisidir. Aslında geç kaldık, çok geç kaldık onu tanımakta. Kendisi vatan için çalışan biri. Tanışmamız merkezdeki(fuar alanı) gölette balık arayışımız sayesinde oldu. İsmet abi mütevazi bir insan ve bir o kadarda disiplinli. Sonuçta asker. Kendisiyle fuar göletinde bir hafta kadar, gölette bulunan trofe için sabahladık. Daha önce yakalamış balığı ismet abi. Hatta iki tane birisi 18kg diğeri ise 25 kg. Gölet için devasa balıklar. Tamamen hobi olarak balık tutan ismet abi bu balıkları tekrar gölete bırakmış. Bu balıklar için bir hafta kadar vakit geçirdik ismet abiyle. Gebecelerde de beraber balık tutma ve menemen yeme imkanımız oldu. Daha birçok balık maceramız olabilirdi fakat kendisinin mesleği gereği görev yeri değiştiği için Afyon’dan ayrıldı. Gün gelir tekrar karşılaşırız.

fuar-alani
İpad kazandım. İçtiğimiz onlarca çay bana ipad olarak geri döndü. İlk defa bir hediye kazandım. Sonrasında malum şans yine döndü.

ipad

Ayazin gezmeleri. Arog un çekildiği yerler. Tarihi frig vadileri. Çok geniş bir sit alanı. E ben buraları gezmesem olmaz. İsim olarak pek aklımda kalmasa da birkaç resim paylaşacağım. Buralardan sonra Eskişehir’e doğru yola koyulduk. Hedefimiz büyükyayla idi. Ulaştık ve birkaç kare fotğraf ile geri döndük. Unutulmaz anılardan biriydi.


Emre gölü. Doğallığını hala koruyan bir göl. Korunduğu için ördekler falan çok rahat davranıyorlar. Biz de burada balık tutmazsak olmazdı tabi. Güzel balıklar tuttuk. Ben hem balık hemde güzel fotoğraflar için uğraştım durdum hep..


Eber. Arayış içerisinde olduğumuz için kendimizi eber gölü yakınlarında bulduk. Birkaç olta salladıktan sonra, ben şu güzel kareleri yakaladım.


Gebeceler balık. Tüm gün boş geçen bir av günüydü. Akşama kadar olta salladık ama bir tane bile denk gelmedi. Daha önce fazlasıyla yakaladığımızdan mıdır nedir bilmiyorum ama boş geçen, sivrisinekli ve güzel fotoğrafların olduğu bir gündü.


İnli balıklı göl. Daha önce de gitmiş olduğum yer. Ama bir türlü balığının tadına bakamadığım için içimde ukde kalmıştı. Nihayet Murat’la yeme fırsatımız oldu. İki porsiyon turnayı afiyetle mideye indirdik. Sonrasında balıkları yemledik. Herşey karşılıklı. Enfes tadı vardı ama turnanın. Deneyin derim..


Üçler kayası. İhsaniye ilçesine bağlı döğer kasabası civarında bulunan bir gölet. Yine her zamanki gibi “burada kesin balık vardır” deyişiyle, oltaları sıralayıp gölet kenarına yayıldığımız bir yerdi. Bir öğretmen arkadaşla tanışma fırsatımız oldu. Kendiside orada iyi balık olduğunu söyledi ve tuttuğu balıkları falan anlattı. Ama şanssızlığımız bizi şaşırtmadı ve geri bıraktığım bir balık haricinde başka da balık tutamadık. Yine gözümce güzel fotoğraflar çektim.


Ekonomik olma çabaları. Öğle yemeklerini daha ucuza maletmek açısından girdiğimiz bir çaba. Aldığımız portatif malzemeler ile yediğimiz belki de en lezzetli yemekler. Piknik tüpü, 5 kişilik tava, yağ ve soslar.. Tavuk sotelerin, çilbirlerin, enfes menemen yemeklerinin başlangıcı oldu..

Devlet parkı maceraları. Balık tutma heyecanımız en üst seviyede iken keşfettiğimiz küçük ve bir o kadar da otlu bir yerdi. Güzel bir balık tutmuştuk. Bu hevesimizi ikiye katladı. Birkaç defa geldik ve en sonunda kovulduk. Meğerse balık tutmak yasakmış..


Akdeğirmen hatırası. Belki de bu sene içinde yaşadığım en heyecan verici olaydı. Altımızdaki araca güvenip baraj kenarında kaçak olarak balık tutanlara küçük bir ders vermek için girdiğimiz, aslında başarılı olup sonradan battığımız bir olaydı. Korkuttuğumuz adamlara muhtaç olduk. Ama sonrasına yine balık tutarken tanıştığımız saygıdeğer komutanımız yardımlarını esirgemedi. Baraja yakın ilçe karakolunu başımıza yığdı. Karakol komutanı flamalı aracıyla baraja geldi. Saygılar sevgiler havada uçuştu. Kendisine çok teşekkür ederim.

akdegirmen

Devederesi. Güzel manzara yakalayıp ardından Murat’ın hazırlamış olduğu enfes menemenle şenlendiğimiz keyifli bir anıydı.

Selevir barajı. Yine keyifle heyecan gittiğimiz ama biraz hüsranla sonuçlanan bir balık macerasıydı. Ama benim yakalamış olduğum ilk alabalık avıydı. Şöyle bakıyorum da gitmediğimiz baraj göl kalmamış.


Tavuk sote. Biraz önce ekonomik olma çabalarından bahsetmiştim. Onun meyveleri işte. Fuar alanı piknik alanında yapmış olduğumuz nefis bir yemek.. Eğlenceli bir yemekti.

Gelin bir el atalım da çekeli kenara arabası..

1

Şuhut arazi macerası. Yine güvendiğimiz 4×4 aracımızla yol olmayan yerlere tırmanış. Sonunda keyifli fotoğraflar çektiğimiz ve eğlendiğimiz bir anı..


Kütahya. Ramazan ayında zorunlu olarak çıktığım yıllık izin sayesinde, valide ile kıza kardeşimi ziyerete gittik. İki kişilik küçük ama değerli bir tatildi.

Suçıkan dinar. Şurda bi çay içelim içelim dedik dedik bu güne nasipmiş. Çay bahane manzara şahane.

dinar
Erkmen. Sürekli gittiğimiz ama bir türlü balık olduğuna inanamadığımız bir baraj. Yürüyüş yapan dağcılar için, Afyonda eşsiz bir ortam.

Ramazan bayramı. Abimsiz geçen ilk bayramdı. Nerde o eski bayramlar…

Çivril yolculuğu. Yine yol üzerinde suçıkan parkına uğrayıp, toplar içinde su üzerinde oynayan çocukları gördüğümüz ardından Çivril’e geldiğimiz bir gün. Işıklı gölünde 1 kilodan fazla olan sazanımızı yakaladığımız eğlenceli bir gündü. Murat’la beraber ne balıktı ama ya dediğimiz bir gündü.

Akdağ. Hala keşfedemediğim, çok merakla akdağ üzerinde kamp yapacağımız günü beklediğim muhteşem yer. Adım adım gezeceğim mis gibi bir doğa. İş dolayısı ile bekçi kulubesine kadar çıktığımız bir günden kalan fotoğraflar..

Çivril Aydın Denizli. Radikal bir kararla motorla seyahat etme kararı aldım. Öncelikle motorla Afyon’dan köye araçla geldim. Motorun bakımlarını yaptıktan bir gece sonra sabah erken saatlerde yola koyuldum. Yeni aldığım kaskımı da takmıştım bu arada. Kask önemli ne olursa olsun. Akdağ üzerinden Çivril’e indim. Dağların arsında her an bir domuz çıkar korkusuyla heyecan dorukta bir yolcuktu akdağ geçişim. Ama tertemiz mis gibi havası vardı. Hep istemişimdir grup olarak seyahat etmeyi. Bir rota belirleyip ama ortaya birazcık bağlı kalarak gezebildiğimiz her yeri gezmeyi. Ama hala nasip olmadı.

Başlangıçta planım motorla ailemin yanına gelmekti. Başka bir plan yapmamıştım. Sonrasında gelişen olaylar plana dahil değildi. Neyse efenim eve geldim mis gibi anne kahvaltısı ile annem bana hoş geldin der gibi ödüllendirdi. Annelerimizin kıymetini çok geç olmadan anlamalıyız. Sonrasında gelen bir telefonla aydın yolculuğumuz başladı. Halamlar kaza yapmıştı. Çok şükür korkulan olmadı. Böyle durumlarda tek kare fotoğraf çekmek aklıma bile gelmiyor. Sonrasında diyorum bir anı için bile olsa bir fotoğrafın olmalı.. Halamlara taziye ziyaretini uzatmayıp bir gece konakladıktan sonra, hemen ertesi gün yola koyulduk. Güzergah gereği Denizli üzerinden geçtiğimizden, giderken aklımıza bile gelmeyen Denizli gezisi dönüş yolunda bizi bekliyordu. Önce bir Pamukkale turu. Ailemle gezdiğim eğlenceli gezilerden biri idi. Giriş ücreti moralimi bozsa da, babam olaya el atıp her şeyi halletti. Hatta maksimum kartı olanlar ücretsiz girebiliyormuş. Sadece babamda vardı.. Rehbersiz uzunca bir yürüyüşün ardından bir köşede ayaklarımızı suya sokmuş kendimizi otururken bulduk. Yabancılar bizim memleketi bizden çok geziyor valla ha. O kadar güneşi yedikten sonra ve biten gezinin sonlarında kendime amaçsızca bir şapka aldım. Bir garip hissetmedim değil.. Denizli merkezde baya bir turladıktan sonra güzel bir pideyle kaybolan enerjimizi geri topladık. Ama annem ve babam daha fazla dayanamadı bu yoğun gezi temposuna.

Eee artık dönüş yolu görünmüştü bana.. Atladım motoruma geldiğim yoldan, aynadan arkama bakarak çıktım yola. Ama arkadaş yolda hiçbir şeyle karşılaşmadım. Filmlerde böyle olmuyor.. Canımı sıkan şey ise yolun 4/3 ünü aldıktan sonra arıza veren motorum oldu. O bile dayanamadı benim enerjime. Dinlendirmek lazımdı aslında da işte neyse artık. Şimdiler de garajda kış uykusunda. Belki sezonda yeni maceralar ile uyandırırım.

Asker uğurlama. O aralar amcaoğlu askere gideceğinden onu avutuyordum. Ava gittik boş döndük. Hızlı geçen zamandan sonra, kendisini Kütahya’ya bıraktık.

Lineage maceraları. Evde işten ayrıldığım sıralarda Murat’ın ısrarları üzerine başladığım online bir oyun. Bir ay kadar sürdü falan ama eh işte bana göre değil.

lineage

Kurban bayramı. Bir resim yeter heralde..

kavurma

Active grup kuruluş. Bunlardan en uygun olanı Ajans ve danışmanlık işi olarak belirledik ve Kasım 2014 te Active Group Ajans ve Danışmanlık şirketimizi kurduk. Üç ortak olarak yola çıktık.

activegroup
Mangal. İş yerini açtıktan sonra geç kalmış bir kutlama partisini, yağmurlu bir günde mangal ile tamamlamış olduk.

Köylü gurme. Hala bir fikir aşamasında olan ve geleceği olan bir proje. Hayata geçireme mizin sebebi bir sponsor, ne bileyim biraz sermaye olmaması işte hayat.

koylu-gurme

Şapka.

sapka

Kısaca 2014 benim için böyle bir yıl oldu.. 🙂

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir