"Enter"a basıp içeriğe geçin

Burun Ameliyatı

Hayatımda Geçirmiş Olduğum İlk Ameliyat

Yakınlarda geçirmiş olduğum ameliyat hakkında kısaca bir şeyler karalamak istiyorum. Bu yazıda bu tür sıkıntıları olan kişiler belki bazı sorularına cevap bulabilirler. Belki benim yaşadıklarımı hissederek korkularına engel olabilirler. Ama bunlar olmasa bile bu benim hayatımda yaşadığım en önemli olaylardan birisi olduğu için tarafımdan kayda alınmasını gerektiriyor.

Önce Tanı ve Kontroller

Şimdi efendim burnumun sağ deliği tıkalı olması sebebiyle nefes almamda çektiğim zorluk, ayrıca şekil bozukluğu beni bu ameliyata itti. Aslında şimdiye kadar çoktan olmam gerekiyordu fakat bu tür ameliyatlar belli bir yaştan sonra olduğu için bu zamana kadar aksadı.

Operasyonu Denizli’de özel cerrahi hastanesinde geçirdim. Doktorum iyi birisiydi. Yani güvendim en azından ben. Sonuçta beni kesecek olan insan o güvenmek gerek. İlk kontrollerin ardından, sinüzit tespit edildi. Sağ hava keseciğim komple sinüzit kaplıydı ve bu da ameliyat olmama engel teşkil ediyordu. Yaklaşık 20 günlük ilaç tedavisi programı uyguladık. Aradan geçen 20 gün sonunda ise, olumlu sonuçlanan tedavi sürecinde sinüzitten eser kalmamıştı. Burnum ameliyata be daha bir sürü operasyona hazırdı.

Şubat ayının ortaları gibi sinüzitin temizlenmesinin ardından doktorum bana hafta sonuna randevu verdi. Cumartesi günü ameliyat olabileceğimi söyledi. Tabi daha önceden konuştuğumuz şeylerde var. Benim ameliyatım aslında estetik gibi görünse de öyle değildi. Çünkü burnumda ki şekil bozukluğu nefes almama engel oluyordu. Estetik ameliyatlarını devlet karşılamıyor malesef. Ama kime anlatacaksınki bunu. İlla ki paranla ameliyat olman gerekiyor. Neyse bu tip ameliyatlarda beklentiyi yüksek tutmamak gerek. Doktorum bunu söylemişti fakat benim belli başlı beklentilerim vardı. Burnumun tam düz olmasıydı ve rahat nefes alabilmemdi.

Ameliyat Öncesi Hazırlıklar

Gün geldi çattı. Ben babamla birlikte hastaneye gittim. Önce hasta girişi yaparak, yatış için kayıt yaptırdık. Bize bir oda tarif ettiler ve orayı sora sora da olsa bulduk. İçeride yaşlı bir çift vardı. Oda da üç yatak vardı. Neyse ben şimdi sapasağlamım. Bana gösterilen yatağa oturdum sadece ama kendimi çok garip hissettim. Çünkü ben doğumumdan sonra bu yaşıma kadar hiç hastaneye yatmayan birisiyim. Hastaneyi de hiç sevmem. Kim sever ki ?

Ameliyat olacağım gün doktor bana aç gelmemi söyledi. Hatta bir gün önce gece saat 12 den sonra hiç bir şey yemememi söyledi. Ameliyata gelene kadar sadece sabah bir tane sigara içmiştim ve açtım.

Ameliyat Anı

Bir hemşire geldi ve bana “geçirdiğin bir hastalık, sürekli kulandığın ilaç, sigara, alkol..” gibi sorular sordu ve elinde ki formu doldurdu ve gitti. Sonra tekrar geldi ve sağ elime kalıcı bir iğneyi acıtarak taktı. İki üç tüp kan aldı. Saat 10:30 gibi falandı. Yaklaşık bir saat sonra falan görevli hemşire geldi ve bana soyunmamı söyledi elindeki önlüğü vererek. Şaşırdım. Altımda sadece iç çamaşırım kalmıştı. Sadece ön taraftan giyilen ve arkadan bağlanan hastane önlüğünü giydim. Sağlamım dedim ya beni sedye ile götürmeye kalktı. Gerekli mi dedim evet dedi. Yattım sedyeye. çok tuhaf oldum ama. Öyle böyle değil. Kendimi virüs bulaşmış karantina altına alınan hasta gibi hissettim. Korku mu ? evet insan biraz tırsmıyor değil. Bende o atmosferde korkmadım değil açıkçası. Asansöre bindik. İçeride insanlar vardı. Bana olan bakışları daha da korkmamı sağladı. Boynu sarılı ve boynunu hareket ettiremeyen amca bana ne ameliyatı olduğunu sordu bende -burun dedim. -Geçmiş olsun, omurilik olmasın da dedi. Belli ki çok acı çekiyor.

Zemin kata indik, çeşitili yollardan geçtik. Sedyeler değişti. Çok değişik bir yoldu açıkçası. Ameliyathaneye zaten hemşire giremiyor. Orda beni içeri itti ve içerden bir görevli başka bir sedye ile aldı. Dosyama bakmadan beni başka bir ameliyata alıyorlardı ki son anda kurtuldum. Kız bana doğru ellerini açarak ha gel bakalım gel dedi birazda gülümser bir suratla.

-Omuz dimi?

-Ne ?

(Yanındaki görevliye)

-Hastananın adı Hasan değil mi ?

Orda baktılar ki o Hasan değil benim. —Bana ne yapacaksınız burda dedim? -Omzuna bakacaz dedi. İşte o an kendimi çok çaresiz hissettim. Zaten sedye üzerinde elden ele dolaşıyorum bir de o karışıklık beni mahvetti. Doğru odaya geldiğimizde beni ameliyat olacağım sedye üzerine aldılar. Üzerimde iki tana 60 cm çapında, uydu şeklinde lambalar vardı. Başımı koyduğum kısım çukur bir alana oturuyordu. Bu da çevremi görmemi engelliyordu. Önümde iki tane genç artık doktor adayı mı bilmiyorum, ameliyatta kullanılacak masayı hazırlıyorlardı. Benle hiç muhatap olmuyorlardı. Bir tana görevli vardı. Doktor veya hemşire olmadığı kesindi. Benle konuşup gerekli cihazları bağlayan kişi. İçerisi çok soğuktu. Zaten tedirginim iyice üşüdüm. Tabi çıplağım bir de. Burası çok soğuk değil mi dedim kimse aldırış etmedi. Biraz daha korkmaya başladım.

İçerisi çok salaştı ama. Eski malzemelerin bulunduğu dolabın üzerinde, radyo vardı eski ışıldaklı radyolardan. Çalan şarkıyı hatırlamıyorum şu an. Önümde masayı hazırlayan gençler arada bir selfie çekiyorlardı. Tuhaf hissetmiştim. Koridordan geçen bir takım insanlar sorular soruyordu. Hatta gelip bana yakından bakan bile vardı. Ben artık iyice korkmuştum belli etmemeye çalışsamda. Üstüne bir de tir tir titriyordum. Başımda ki görevli kapıdan soru soran kişiye 23 yaşında, sigara kullanıyor diyordu. Sigaradan korktum o anda. Acaba sigara içiyor olduğum için bana başka bir yöntem mi uygulayacaklardı. Sonra gelenlerden birisi tekrar geldi ve uyutmadınız mı? diye sordu. Başımdaki görevli doktoru bekledik O bir görsün diye dedi. Ben hemen bekleyelim bekleyelim dedim. Belki korkudan.. Doktor bey geldi ve o da aynı şeyi söyledi uyutmadınız mı? Görevli arkadaş hemen sol koluma da takmış olduğu iğne üzerinden bana ayarı vermeye başladı. Doktor bey o arada arkadaşlar uzun bir operasyon olacak diyordu. Ben bana verilen ilaçlara odaklanmıştım. Görevli arkadaş ilk yaptığı iğnede bana biraz yanma hissedebilirsin dedi. Anında sol kolum dirseğime kadar yanmıştı. Ama öyle çok değil sadece hissediyordum. Sonrasında bir iğne daha yaptı. Belki tek iğneydi ama ben iki hatırlıyorum sanki. Hatta ikinci iğnenin içindeki sıvı süte benzerdi. O iğneyi yaparken de biraz uykun gelebilir dedi. Hafif bir uyku hissettim sonrasında bütün vücudumu bir şey sardı. Üzerimde 4 adet insan ve benim son sözlerim ben gidiyorum oldu. Nasıl bir ilaçsın sen öyle. Oradan sonrasını hatırlamıyorum. Artık orda naptılarsa bana..

Ameliyat Sonrası

Uyandığımda ilk gördüğüm ameliyat olduğum odanın koridorunda bana ismimle seslenen tanımadığım insanlar olduğuydu. Nasıl uyandırdınız lan beni. Sanki iki gündür hiç uyumamış gibi uyuyordum. Onların seslerini duyduğumda uyandım ve çok kötü bir şekilde titriyordum. Uyandığımdan emin olunca bıraktılar Hamza demeyi. Sonrasını gene hatırlamıyorum. O geldiğim yolda bile uyanmamışım. Yine odaya geldiğimde uyandım ama çok fena titriyordum. Saat 11:30 da girdiğim ameliyattan saat 16:30 da çıkmışım. Ağzım dilim kurumuştu ama su içmeme izin vermiyorlardı. Deli gibi aç olduğum içinde serum vermişlerdi. Bir nebze açlığımı unutmuştum. Burnumdaki alçı ağırlığından dolayı kendini sürekli farkettiriyordu. Tek hissettiklerim topuklarımın sedyeye temas eden kısmı ve kalçalarımın üst bölümü yine o soğuk sedyeye temas eden kısmı şişmiş ve sızlıyor olmasıydı. Oraya beş saat öncesinde sapasağlam gelen ben şimdi hareket edemeyecek durumdaydım. Hakikaten narkoz insanı yarı canlı hale getiriyor. Etkisi 24 saat geçmiyor.

Oda da Yaşadıklarım

Aynı günün akşamı odaya gelen yaşlı bir amca daha vardı. O da düşmüş bacağını kırmıştı. Geçmiş olsun falan tamam yaşlı başlı adam fakat kulağının az duyuyor oluşu beni ve diğer hastayı çileden çıkardı. Amca çok bencildi. Sadece orada bulunan hasta o idi. Öyle davranıyordu. Sürekli gelenler gidenler falan çok gürültülü insanlardı vesselam. Pişman ettiler beni özel oda tutmadığıma. Kulaklarıma pamuk tıkayıp biraz olsun uyumayı tercih ettim.

Taburcu Olduğum Gün

İki gün sonra beni bir garip koltukla doktorun yanına götürdüler. Taburcu olacağım gündü ve burnumdaki tamponları alacaktı. Ben yüzeysel bir şey bekliyordum. Ne bileyim beynime kadar uzandığını. Doktorun odasına geldğimizde doktor ayağa kalksana ne bu hal hasta gibisin biraz canlı ol dedi. Kalktım hiç cevap vermeden. Odasındaki koltuğu oturdum. Başımı arkaya yasladım. Keşke orda bana bi daha narkoz verseydi de o garip duyguyu yaşamasaydım. Burnumdaki tamponları çekerken sanki içimdeki bir organı taa burnumdan çıkarıyor gibiydi. Yavaş ama etkili. Kendimi o kadar sıktım ki gözlerimden bile yaş geldi. İki tane oluşu beni baya bi yordu. Sonrasında bana gerekli talitmaları ve randevuyu vererek taburcu etti.

Eve döndüğümüzde ben burnumdaki alçı ile on gün gibi uzun bir süre geçirdi. O on gün boyunca alçı burnumda ağırlık gibi, tümör gibi dolaştı. Sonrasında çıktı.

Sonuç

Şu an her hangi bir sıkıntım yok. Beklentilerim çok yüksek değildi. O yüzden ameliyat sonrası karşılaştığım durum beni üzmedi ya da hayal kırıklığına uğratmadı. Rahat nefes alabiliyorum. Şekil bozukluğu ise yüzde 96 civarında şu an.

Şunu söyleyeyim. Öyle sandığınız gibi acı çekme, ağrı olayı yok. Ameliyattan sonra bile verilen küçük ağrı kesici serumlarla bile rahat bir şekilde atlatıyorsunuz o süreci. Tek sıkıntı narkozun verdiği aşırı rahatlıktan dolayı hareket edemiyorsunuz. Kendinizi bitkin yorgun hissediyorsunuz.

Bu da benim hayatımda yaşadığım ilk ameliyatlardan biriydi. Korkularımı yenmeme sebep oldu. Artık ameliyattan falan korkmuyorum hepsi böyleyse tabi.

Doktorum Op. Dr. Emre Erkilet’e çok teşekkür ediyorum. Kendisine güvenebilirsiniz.

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir